5 Tem, 2018

Dativ hale getiren edatlar


İsmi Dativ halinde olan bu edatların gerekli açıklamasını yaparak bu edatlarla olan cümle kuruluşlarını ögrenelim

..

aus

-den, -dan

bei

de, da, yanında, civarında

von

den, dan

nach

e, a, ye, ya, doğru, -den,-dan sonra

ausser

hariç, -den, -dan başka

seit

-den, -dan beri

entgegen

karşı, mukabil

gegenüber

karşısında

zu

e, a, ye, ya

 

AUS – den, dan, VON – den, dan

 

Aus herhangi bir yerin içinden dış yöne doğru gitme durumunda den, dan anlamlarına gelir. Von edatına ise hareket belirli bir noktadan diger bir noktaya giderken kullanilir.

 

Ich komme aus Nürnberg. / Ben Nürnbergden geliyorum.                              

  

1.        Bir cinsmin veya nesnenin hangi cinsten olduğu söylenirken aus kullanılır.


Der Tisch ist aus Holz.Masa tahtadan.

Der Ring ist aus Gold. / Yüzük altından.

– Die Anlage ist aus Edelstahl. / Tesis saf yüksek kaliteli çelikten.


Der Stoff ist aus Seide. / Kumaş iplikten.

Die Platten sind aus Kunststoff. / Plakalar suni maddeden.


2. Okuduğumuz bir şeyin nereden geldiğini anlatırken :


aus dem Koran – Kur’anı Kerimden

aus der Zeitschriftdergiden

aus der Zeitung – gazeteden

aus dem Buch – kitaptan

 

3. Nereden geldigini söylemek için den, dan anlamında aus edatı kullanılır.

 

– Ich komme aus Nürnberg / Nürnberg’den geliyorum.

Er kommt aus der Türkei. / O Türkiye’den geliyor.

Er kommt aus Deutschland./ O Almanya’dan geliyor.

 

Not : Aus edatı şehir ve memleket isimlerinin önünde aşağıdaki gibi kullanılırsa Türkçe’deki (nın, nin) alamına gelir.

 

Die Menschen aus Türkei. / Türkiye’nin insanları.

Die Rosen aus der Türkei. / Türkiye’nin gülleri.

– Die Wassermelone aus Diyarbakır. / Diyarbakır karpuzu.

 

4. İstikamet belirten kelimelerde, sağdan soldan, güneyden, batıdan, aşağıdan, yukarıdan derken VON edatı kullanılır.

 

Rüzgar güneyden geliyor / esiyor.    Der Wind kommt von Süden.

 

Hiçbir usta gök yüzünden kendiliğinden inmez. ( inmedi ).

Es ist noch kein Meister vom Himmel gefallen.(Atasözü)

 

von unten – aşağıdan    

von oben – yukarıdan

von der Seite – yandan

 

NACH – e, a, ye, ya doğru   

 

İstikamet bildiren bir edattır. Bir ismin önüne konulduğu zaman o isme doğru bir hareketin gerektiği akla gelir.

 

nach Köln Kölne

nach Mersin  Mersine

nach Bursa  Bursa’ya


nach Samsun Samsun’a

nach Edirne Edirne’ye

nach Nevşehir Nevşehir’e

nach Berlin Berlin’e

 

Örnekler :


Sie fahren heute nach Düsseldorf. / Siz bugün Düsseldorf’a gidiyorsunuz.

Er klettert nach oben. / O Yukarıya tırmanıyor.

Wir möchten nach İstanbul fahren. / Biz İstabul’a gitmek istiyoruz.

Er fährt morgen nach Ankara. / O yarın Ankara’ya gidiyor.

                

yukarıya, aşağıya, sağa sola derken nach edatı kullanılır.

 

nach oben – yukarıya

nach unten – aşağıya

nach rechts – sağa

nach Süden – güneye

nach Norden – kuzeye

 


Nach edatının diğer anlamları:

Nach edatı ayrıca cümle içerisinde hal ve sebep durumunuda bağlar. Nach, hal bağıntısı olarak ; göre ve gereğince anlamlarına gelmekte. Zamanla ilgili bir durum söz konusu ise ; den sonra, dan sonra anlamlarında kullanılır.

 

nach

a ) e, a, ye, ya

b ) göre, gereğince

c ) den sonra, dan sonra

 

nach : göregereğince


Nach seiner Rede. / Onun konuşmasına göre.

Nach diesem Abkommen. / Bu anlaşmaya göre.

Er hat nach dem Gesetz recht. / O kanuna göre haklı.

Das ist meiner Meinung nach richtig. / Bu benim fikrime göre doğru.

 

nach – den sonra, dan sonra


Nachmittag. / Öğleden sonra.

Nach Köln kommt Nürnberg. / Köln’den sonra Nürnberg gelir.

Er wird nach der Arbeit schwimmen gehen. / O işten sonra yüzmeye gidecek.

Nach Ali bist du an der Reihe.  / Ali’den sonra sıra sende. 

 

 

ZU e, a, ye, ya

Canlı varlıklar, yani insan ve hayvanlar için istikamet bildirirler ve belirli bir yere giderken kullanılan bir edattır. Amcaya, Teyzeye, Ahmete, kediye derken zu edatı  kullanılır.

 

Ben Ahmete veya Ismail’e gidiyorum demek istersek zu edatını kullanıriz.

Ich gehe zu Ahmet oder zu Ismail.

 

Örnekler:



Ich gehe zu Ahmet. / Ben Ahmet’e gidiyorum.

Wir gehen zu dem Meister. / Biz ustabaşına gidiyoruz.

Er möchte heute zum Arzt gehen. / O bugün doktora gitmek istiyor.


Das Kind geht zu der Tante. / Çocuk halaya gidiyor.

Er geht zu dem Pförtner. / O kapıcıya gidiyor.

Sie müssen heute zu dem Finanzamt gehen. / Sizin bugün maliyeye gitmeniz gerekir.

 

Not :  zu dem ( zum ) olarak da söylenebilir.

 

ZU edatının diğer manaları:


a ) Parça veya tane başına sabit bir fiyata sahip olan şeyler için 3 tane 30 kuruşluk şunu veya bunu ver derken zu edatı para biriminin önünde kullanılır. ( pratikte )

 

Ich möchte 2 Milch zu 50 Cent.

Ben 2 tane 50 Centlik süt istiyorum.


b ) Zu sıfatların önlerinde kullanılırsa (fazla) çok anlamına gelir.

 

zu schön – çok güzel

zu tief – çok derin

zu hoch – çok yüksek

zu klein – çok küçük

zu nervös – çok sinirli

 

BEI de, da, yanında, civarında

 

Yer bildiren bir edattır. Herhangi bir yerin veya kişinin yanında bulunma hallerinde bei  kullanılır.

 

Ich habe kein Handy bei mir. / Benim yanımda ceptelefonu yok.


bei edatı da Dativ alan bir edattır. Bu durumda benimbana olarak değişime uğrar zira ben şahıs zamirinin dativ hali mir dir. Bei ayrıca esnasında alamınıda karşılayan bir edattır.

 

Örnek :

Bei der Arbeit soll mann vorsichtig sein. / İş esnasında dikkatli olmalı.

 

Günlük konusmalarda bei bu şekli ile yerleşmişse de während ikinci cümlemiz de daha doğru olarak esnasında kelimesinin karşılığını verir.

 

Örnekler:

Bei welchem Arzt sind Sie in Behandlung ? / Siz hangi doktorda tedavi görüyorsunuz.

Bei welcher Firma arbeiten Sie ? / Siz hangi firmada çalışıyorsunuz.

Er war während der Prüfung sehr aufgeregt. / O imtihan esnasında çok heyecanlıydı.

Ich wohne bei meinem Vater. / Babamın yanında oturuyorum.

Er wohnt bei seiner Tante. / O halasının yanında ikamet ediyor.            

Ich habe kein Kleingeld bei mir. / Benim yanımda bozuk para yok.

 

SEIT den, dan beri

 

Bir işin veya olayın ne zamandan beri yapıldığını, bir durumun süresini zaman yönüyle belirten bir edattır.

 

Örnekler :

Er ist seit gestern krank. / O dünden beri hasta.

Seit wann sind Sie hier ? / Siz ne zamandan beri buradasınız ?

Ich habe Sie seit Monaten nicht gesehen. / Ben sizi aylardan beri görmedim.

Er hat seit gestern Zahnschmerzen. / Onun dünden bu yana dişi ağrıyor.

Unsere Nachbarn sind seit gestern in Urlaub. / Bizim komşular dünden beri izinde.  

Er arbeitet seit drei Tagen nicht. / O üç günden beri çalışmıyor.

 

AUSSER hariç, den başka

 

Ausser diesem Mann ist niemand gekommen. / Bu adamdan başka kimse gelmedi.

Ausser mir wolltle hier keiner arbeiten. / Burada benden başka kimse çalışmak istemiyordu.

Ich esse ausser Fisch alles.  / Ben balıktan başka her şeyi yerim.

 

Entgegen – karşı olmak

 

Er kommt mir entgegen. / O benden tarafa geliyor.

– Ich gehe dem Mädchen entgegen. / Ben kıza karşı (karşılamak için) gidiyorum.

 

Gegenüber – karşısında

 

Gegenüber der straße / Sokağın karşısında.

Gegenüber der Stadt. / Şehrin karşısında.

– Gegenüber der Frau. / Kadının karşısında.

5 Tem, 2018

Almanca sıfat çekimleri


Almanca’da sıfat çekimlerinde artikeller yine başrol oynar. Sıfat bir isim ile belirli/belirsiz artikel arasında bulunur.

..

Türkçe’de olduğu gibi bir ismin önünde bir ya da daha fazla sıfat bulunabilir. Bu durum sıfatın çekimine etki etmez. Bir ismin önünde ne kadar sıfat olursa olsun çekimi tek sıfat çekimi ile paraleldir


Belirli Artikel ile Sıat Çekimi:


der warme Tag (nominativ)


Belirli Artikel ile sıfat çekimi & Çoğul isimler:

Çoğul bir ismin önünde bulunan sıfatı çekimlemek kolaydır. Her durumda sıfat -en son ekini alır. Aşağıdaki tabloyu inceleyiniz

 

 

 


» Çoğul hariç, nominativ çekimlerde tüm sıfatlar sonuna -e takısı alır. Buna karşın ismi niteleyen bir sıfatın önünde ein belirsiz artikeli varsa, ismin artikelini belirtmemiz gerekir.


ein warmer Tag (nom.)


Belirsiz Artikel ile Sıat çekimi:

Belirsiz artikel ismin hallerini –es [-in hali], em [-e/a yöelme hali],-en [-i hali] alıken sıatı ise artikelin ekini  –er [der], –es [das], –e [die] aldığını görüyoruz.



» Bir ismi niteleyen birden çok sıfat varsa çekimi aşağıdaki gibidir.



Yukardaki tabloda da görüldüğü gibi bir ismi niteleyen birden çok sıfat varsa, tek bir sıfat varmış gibi hepsi aynı kurala göre çekimlenir.İsmin önündeki sıfat sayısı çekime etki etmez.


Aşağıdaki Tablo Konuyu Daha İyi Anlamanıza Yardıcı Olabilir.



Yukarıdaki tabloda maskulin(nom.), neutral(nom.), Feminin(nom.), akkusativ(neutr.), akkusativ(fem.) tipindeki sıfat çekimlerinde -e son ekinin değişmeden sabit kaldığını görmektesiniz.Bu durumdan şu sonuca varabiliriz; artikelin yapısında değişiklik olmuyorsa son ek daima -e‘ dir, ya da artikelde bir değişiklik oluyorsa son ek daima en olur.Bu konu ile ilgili olarak diğer bir ipucu ise Dativ, Genitiv ve Plural’da sıfatın son eki daima en olur.



Tablolarla kafanızı karıştırmak istemiyoruz. Örnek cümlelerle konuyu daha iyi anlamaya çalışalım.

 


Haben Sie hier ein spilende kleine Kind gesehen?

Buralarda oyun oynayan küçük bir çocuk gördünüz mü?

 

Der Großvater des spielenden kleinen Kindes ist mein Onkel.

Oyun oynayan küçük çocuğun dedesi benim amcam.

 

Ein alter Mann steht an der Ecke auf, er sieht sehr schlecht aus.

Köşede yaşlı bir adam duruyor, o çok kötü bir halde görünüyor.

 

 

 

Ich habe dem alten Mann frisches Brot gegeben.

Yaşlı adama taze ekmek verdim.


Der alte Mann hat das frische Brot gegessen.

Yaşlı adam taze ekmeği yedi.


Die hübsche junge Frau hat *einen gut aussehender Freund.

Genç güzel bayanın yakışıklı bir erkek arkadaşı var.


*Haben + Akk.


 

Haben yardımcı fiilinden sonra gelen zamir ya da artikel Akkusativ halde olmak zorundadır.Yukarıdaki cümlede ein gut aussehender Freund olması gerekirken haben yardımcı fiilinden dolayı cümle einen gut aussehender Freund şeklinde olmak zorunda.


Bir ismi niteleyen sıfattan önce belirli ya da belirsiz hiç artikel yoksa çekimi aşağıdaki gibidir.


İstisna: Maskulin Genitiv ve Neutr Genitiv durumda sıfatların “kühles Weins, frisches Brotes” şeklinde değil “kühlen Weins, frischen Weins” şeklinde çekimlendiğini görüyoruz.Buna karşın turuncu renkle belirgin yazıldığı gibi diğer sıfatlar artikelin eklerini alıyor.

5 Tem, 2018

Almanca’da edat (die PRÄPOSITION)


Almanca gramerinde edatlar bilinmesi gereken önemli bir konu ve Alman dilbilgisi kurallarına göre, bir edatın cümlede kullanılabilmesi icin bazı kuralların bilinmesi gerekiyor.

..

Almanca’da edatlar genellikle Artikellerin yani ismi tarif eden kelimelerin önünde bulunurlar.


Türkçe’de biz bu benzetim edatını kullanırken GİBİ edatını isimlerin ardında kullanırız.


 

öküz gibi / bir inek gibi / o bir melek gibi


Almanca’da bu durum Türkçe’dekinin tamtersidir.

 

Almanlar :

öküz gibi değil

wie ein Bär / gibi bir öküz

bir eşek gibi, yerine

wie ein Esel / gibi bir eşek, derler

 

Almanca’da edatın cümle veya bir kelime ile kullanılması icin ;


1. Almanca’da edatlar ismin önünde bulunurlar.

2. Edatlar girmiş oldukları guruplara göre ismin Artikelini değiştirirler. Mesela mit yani ile edatı; ismin Artikeli ne olursa olsun beraberinde kullanıldığı ismin hali Artikelini dativ (-e, -a) halinde ise dativ durumdaki Artikeli alır.

 

Örnegin:


der Mann – adam

Adamın ismi tarifi ( der ) mit ile (dativ durumda) !

mit dem Mann, Adam ile

 

İşte bu görmüş olduğumuz ismi tariflerdeki değişim üç ana guruba ayrılır.



a ) İsmi Dativ halinde değişime uğratan edatlar.

b ) İsmi Akkusativ halde değişime uğratan edatlar.

c ) İsmi Genetiv yapan edatlar.

5 Tem, 2018

Sıfatların derecelendirilmesi


Aynı cinsten olan veya olmayan varlıkların aralarındaki farkı gösterirler

..

o  bundan daha büyük / bu  ondan daha hafif / bu  ondan daha güzel


gibi cümlelerde bu farkları dile getirmeye çalışıyoruz. Bu konuyu daha iyi anlayabilmek için büyük gross sıfatını ele alarak aşağıda belirtiğimiz üç isme göre bir kıyaslama yapalım.

 

der Bach – dere

der Fluss – nehir

das Meer – deniz

 

Büyük, gross  sıfatı ile bu üç ismi kıyaslama yaparsak ,


Burada en küçük olan dere,

Dereden büyük olan nehir

En büyük olan ise denizdir.

 

Bu durumda pekiştirme yapılırken ,


Nehir dereden daha büyük

Deniz için ise, deniz en büyük denir.

 

Türkçe’mizde sıfatlar arasındaki pekiştirmeyi yaparken (daha) ve (en) kelimelerini kullanılır. Fakat bu arada sıfatların kendisinde hiçbir değişiklik olmaz.

daha güzel

en güzel, gibi.

 

Almanca’da böyle bir pekiştirme, kıyaslama yapılırken sıfatlar sonlarına birer takı almaktadırlar.

 

daha güzel – noch schöner

en güzel – am schönsten

 

Burada daha güzel derken, schön sıfatı er en güzel derken de sonuna -sten takılarını aldı.


Birkaç sıfat hariç genel kaide, daha büyük veya daha güzel diyebilmek için : Sıfatın önüne noch, sonuna er ekini ekleriz.

En büyük ya da en güzel büyütme sıfatını yapabilmek için : Sıfatın önüne am sonuna ise sten ilave edilir.


Daha halinin bulunduğu pekiştirmeye Türkçe’mizde kıyaslama, en in bulunduğu hale de büyültme denir.

Yani, sıfatların pekişiminin üç ana gruba ayrıldığını görürüz.

 

1. der Positiv – sıfatın değişmeyen hali

2. der Komparativ – kıyaslama sıfatı

3. der Superlatıv – büyütme sıfatı

 

1. Positiv – sıfatın değişmeyen hali :

Sıfatın hiç değişmeden cümlede kullanıldığı halidir.

 

Örnekler :


– Ali çok büyük. / Ahmet ist sehr groß.

– Mehmet çok kısa. / Mehmet ist sehr kurz.

Bugün hava güzel.  / Heute ist das Wetter schön.

 

NOT : Hiç değişime uğramayan bu sıfatları cümlede kullanırken arada bir benzeme varsa veya bir şeyi ya da bir olayı kıyaslarken aradaki benzerliği belirtmek istersek, wie ve so öğelerini kullanırız. Wie kelimesi nasıl anlamın dışında bir ismin önünde kullanıldığında, gibi anlamına da gelmektedir.

 

Örnekler :


O bir melek kadar ( gibi ) güzel. / Sie ist so schön wie ein Engel.

Cehennem gibi sıcak. / Heiss wie die Hölle.

O senin gibi güzel. Sie ist so schön wie du.

O benim kadar büyük. / Er ist so gross wie ich.

Kar gibi beyaz. / Weiss wie Schnee.

 

1.1. Sıfatların positiv halinin kuvvetlendirilmesi

Almanca’da sıfatların positiv hali yani hiç değişmeyen hali bazı kelimelerle kuvvetlendirebilir. Bu kelimelerden en önemlileri:

 

sehr

– çok

zu

– çok (fazla)

sehr klein

– çok küçük

sehr nett

– çok zarif

sehr schwer

– çok zor

zu warm

– çok sıcak

zu schwer

– çok zor

zu primitiv

– çok adi


Örnekler :     


Siz çok kurnazsınız. / Sie sind zu raffiniert.

Siz çok kalleşsiniz. / Sie sind sehr hinterlistig.

Sen çok yeteneklisin. / Du bist so begabt.

Sen çok kurnazsın. / Du bist zu schlau.

 

Bunların dışında bir sıfatı positiv yani hiç değişmeyen hali ile daha da fazla kuvvetlendirmek istersek, wie kelimesinden yararlanırız. Ayrıca cümlenin başına ach ekide eklenir.

              

Ah ne kadar harika. / Ach wie wunderschön.

Ah siz ne kadar iyisiniz. / Ach wie gut sind Sie.

Ah dışarısı ne kadar karanlık. / Ach wie dunkel ist es draussen.

Ah sen ne kadar sevimlisin. / Ach wie lieb bist du.

Ah ne kadar güzel. / Ach wie schön.

Ah ne kadar yazık. / Ach wie schade.

Ah ne kadar karanlık. / Ach wie dunkel.

 

2. Kıyaslama sıfatı

İki veya daha çok olan nesne ve mana isimleri arasında yapılan kıyaslamadır. Bir sıfatın daha hali ile yapılan pekiştirmede iki isim arasında kıyaslama yapılması gerekiyorsa pekişen sıfattan sonra cümleye als öğesi girer.

Bu kullanılan als ın anlamı den, dan dır.


 

Örnekler :     


Yaz kışdan daha iyidir. / Der Sommer ist besser als der Winter.

Siz benden daha fazla kazanıyorsunuz. / Sie verdienen mehr als ich.

Uludağ Erciyes’ten daha büyüktür. / Uludağ ist grösser als Erciyes.

– O senden daha iyi ! / Sie ist besser als du !


Sen benden daha akıllısın. / Du bist klüger als ich.

Bir öpücük bir tokattan iyidir. / Ein Kuss ist besser als eine Ohrfeige.

– Nürnberg, Köln ‘den büyüktür. / Nürnberg ist grösser als Köln.

Bugün hava dünden daha soğuk. / Das Wetter ist heute kälter als gestern.

Kızılırmak Menderes’den daha uzundur. / Kızılırmak ist länger als Menderes.

 

Almanca’da bu söylemiş olduğumuz genel kaidelerin dışında sayıları az da olsa, pekiştirme kurallarına uymayan bazı sıfatlarda vardır. Bunlar;

 


gut

besser

am besten

iyi

daha iyi

en iyisi




viel

mehr

am meisten

çok

daha çok

en çok




bald

eher

am ehesten

çabuk

daha çabuk

en çabuk




gern

lieber

am liebsten

severek

daha severek

en çok severek

 

Herhangi bir sıfatın ikinci veya üçüncü harfinde -a, -o, -u gibi sesli harflerler bulunuyorsa, pekiştirme yapılırken bu sesli harfler üzerlerine iki nokta konur ve inceltilir.


gross

grösser

am grössten

büyük

daha büyük

en büyük




hoch

höher

am höchsten

yüksek

daha yüksek

en yüksek




nah

näher

am nächsten

yakın

daha yakın

en yakın




kalt

kälter

am kältesten

soğuk

daha soğuk

en soğuk

 

3. Büyütme Sıfatı

Türkçe’de bir sıfatın büyütmesini yani (en) halini yapılırken en güzel, en yüksek, en büyük deriz. Bu durumda sıfatın kendisinde değişiklik olmaz.

Almanca’da ise daha öncede söylediğimiz gibi sıfatın büyütme hali yapılırken büyütülen sıfatın başına (am) ve sonuna ise   (sten) eklenir. Bu durumda bu adı geçen ön ve arka eklerin arasında bulunan sıfatın kendisinde hiçbir değişiklik yapılmaz.


Örnekler :  

am schnellsten – en hızlı

am schönsten – en güzel


am schwersten – en zor

am kleinsten – en küçük

am grössten – en büyük

 

Örnekler :     


Ben en iyisi şimdi eve gidiyorum. /   Ich gehe jetzt am liebsten nach Hause.

Sen yarın en iyisi evde kal. /  Du bleibst morgen am besten zu Hause.

Benim en iyi Düsseldorf hoşuma gidiyor. /  Mir gefällt es am besten in Düsseldorf.

Biz en en iyisi yarın çalışmak istiyoruz. /  Wir möchten am liebsten morgen arbeiten.

5 Tem, 2018

Sıfatların ismin dört haline göre çekimi


İsimleri dört haline göre, belirli sıfat çekimi aşşağıda belirttilen ekler ile yapılır. Sıfatlar bu belirtilen ekleri sonlarına alırlar.

..

A ) İsmin tekil halinde ( Singular )


der die das
Nominativ . . . e . . . e . . . e
Genetiv . . . en . . . en . . . en
Dativ . . . en . . . en . . . en
Akkusativ . . . en . . . e . . . e

                                                       

B ) İsimlerin çoğul olması halinde / ( plural )


der die das
Nominativ . . . en . . . en .. . . en
Genetiv . . . en . . . en . . . en
Dativ . . . en . . . en . . . en
Akkusativ . . . en . . . en . . . en

 

Demek ki isimlerin çoğul halde olmaları halinde dört halde de ismin sonlarına . . . en takısı almakta.

 

Der ismi tarifi için dört hal :

 

der için

iyi adamlar – die guten Männer ( Nom )

iyi adamların – der guten Männer ( Gen )

iyi adamlara – den guten Männern ( Dat )

iyi adamlar – die guten Männer ( Nom )

 

 

die için   

iyi kadınlar – die guten Frauen

iyi kadınların – der guten Frauen

iyi kadınlara – den guten Frauen

iyi kadınları – die guten Frauen

 

das için

iyi çocuklar – die guten Kinder

iyi çocukların – der guten Kinder

iyi çocuklara – den guten Kindern

iyi çocukları – die guten Kinder

5 Tem, 2018

Hakiki ve Hakiki dönüşlü olmayan fiiller ( echte und Unechte reflexive Verben)


Bu guruba giren fiiller daima hakiki dönüşlü bir zamire sahiptirler. Bu fiillerden bazılarını sayalım:

..

Hakiki dönüşlü olmayan fiiller (reflexive Verben)


sich schämen

utanmak

sich erkälten

üşütmek

sich wundern

hayret etmek

sich erholen

dinlenmek

sich Sorgen machen

merak etmek



sich vornehmen

bir şeye karar vermek

sich sehnen

hasretini çekmek

sich gedulden

sabır etmek

sich kümmern

ilgilenmek, karışmak



sich erkundigen

sormak, bilgi edinmek

sich beeilen

acele etmek

sich aneignen

benimsemek

sich aufregen

heyecanlanmak

sich freuen

sevinmek

sich unterhalten 

eğlenmek

 

Hakiki dönüşlü olmayan fiiller (Unechte reflexive Verben)


sich irren

şaşırmak

sich waschen

yıkanmak

sich schützen

korumak

sich verstellen

sahte tavır takınmak

sich vertragen

geçinmek, barışmak

sich verlaufen

yolunu şaşırmak, kaybolmak

                    

Bu guruba giren fiiller olayın oluş şekline göre, şahıs zamirlerinin diğer halleri ile de cümleye girerler. Örnegin sich schützen korumak fiilini  incelersek


ich schütze mich

ben kendimi koruyorum

ich schütze den Mann

ben adamı koruyorum

ich schütze ihn

ben onu koruyorum

ich schütze mein Kind

ben çocuğumu koruyorum


Konu ile ilgili Örnekler:



Ich freue mich heute wie ein Kind.

Ben bugün çocuk gibi seviniyorum.



Er wird sich morgen beim Arbeitsamt erkundigen.

O yarın iş ve işçi Bulma Kurumundan malumat alacak.


Er wird sich im Urlaub richtig erholen.

O tatilde iyice dinlenecek.


Wir freuen uns alle.

Biz hepimiz seviniyoruz.


Du wirst dich erkälten.

Sen kendini üşüteceksin.


richtig – doğru  anlamına gelmekle beraber bu gibi yerlerde iyice anlamına da gelir.


Örnegin:


lch bin richtig müde.

Ben iyice yorgunum.


Sie freuen sich sehr.

Siz çok seviniyorsunuz.


lch sehne mich nach meiner Familie.

Ben ailemin hasretini çekiyorum.


lch muss mich bei der Personalabteilung genau erkundigen.

Benim Personel Bürodan tam olarak sorup, öğrenmem lâzım.


ich beeile mich.

Ben acele ediyorum.


Sie müssen sich etwas gedulden.

Sizin biraz sabır etmeniz lazım.


Freuen Sie sich sehr?

Siz çok seviniyor musunuz?


Er wundert sich selbst.

O kendi kendine hayret ediyor.


Sie müssen sich elwas beeilen.

Sizin biraz acele etmeniz lazım.


lch schäme mich, Ihnen das zu sagen.

Ben bunu size söylemeye utanıyorum.


Er schämt sich immer.

O her zaman utanıyor.


 

Bazı cümlelerde dönüşlü zamiri daha da kuvvetlendirmek istersek selbst veya selber (kendi) kelimelerini kullanabiliriz.


 


Örnegin,


Er stellt sich selbst vor.

O kendi kendini taktim ediyor.


Du gefällst dir selbst.

Sen kendi kendini beğeniyorsun.


Ich schäme mich selber.

Ben kendi kendime utanıyorum,


Hilf dir selbst, dann hilft dir Golt.

Kendi kendine yardım et, sonra sana Allah yardım eder.

 

Konu ile ilgili başka örnekler:


lch kann nicht immer Spass vertragen.

Ben her zaman şaka kaldıramam.


Er kann keinen Spass vertragen.

O şakaya dayanamıyor.


Wir wollen uns wieder vertragen.

Biz tekrar geçinmek  istiyoruz.


lch habe mich geirrt.

Ben şaşırdım.


lch verstelle mich nicht.

Ben numara yapmıyorum.


Zwei Brüder wollen sich wieder vertragen.

İki kardeş tekrar geçinmek istiyorlar.


Er ist nicht krank, er verstellt sich.

O hasta değil, numara yapıyor.


 lch stelle das hierhin.

Ben bunu buraya koyuyorum.


lch möchte Ihnen eine Frage stellen.

Ben size bir soru sormak istiyorum.

 

Almanca da stellen girmiş olduğu cümle ve kullanılmış olduğu yere göre ayrı ayrı  anlama sahiptir.


1.  stellen: (an) kelimeciği şahıs zamirlerinin dativ hali ile beraber stellen’in önünde bulundukları zaman, benim yerime, senin yerine manalarına gelir.

2.  stellen: bir şeyi bir yere koymak.


Ben valizimi buraya koyuyorum.

lch stelle meinen Koffer hierhin


Frage stellen: soru sormak. (şahıs zamiri Dativ hali )


lch möchte dir eine Frage stellen.

Ben sana bir soru sormak istiyorum.


Darf ich Ihnen eine Frage stellen?

Size bir soru sorabilir miyim?

 

Bu şekildeki cümleler tanıdıklar arasında kullanılır. Tanımadığınız kişiler ile ise.



Size bir şey sorabilir miyim?

Darf ich Sie etwas fragen? 


sich stellen: teslim olmak.


Er hat sich freiwillig der Polizei gestellt.

O gönüllü olarak polise teslim oldu.


sich vorstellen de kendini  taktim,   etmekten başka tahmin etmek, zannetmek anlamlarına da gelir.


– O kendini taktim ediyor.


– Er stellt sich vor.


Siz Türkiye’nin ne kadar güzel olduğunu tahmin edemezsiniz.

Sie können sich nicht vorstellen, wie schön die Türkei ist.

 

Ben sizi babama taktim etmek istiyorum,

lch möchte Sie meinem Vater vorstellen.


Bunu sanmam, tahmin etmem.

Das kann ich mir nicht vorstellen.