5 Tem, 2018

Alman Mutfağı

 

Tek ve ortak bir Alman mutfağından söz edilemez; tersine, çok sayıda yerel spesiyaliteler vardır, Kiel usulü çiroz balığından Münih’in tatlı hardallı beyaz sosisine kadar. Yerel mutfaklar Alman gurme aşçıların gözünde de önemli bir yer tutar.

 

Lokantalar rehberi Guide Michelin 2007, Almanya’da 200’den fazla lokantaya, her lokantanın almak için can atacağı yıldızlarından verdi. Michelin yıldızlarının en çok yoğunlaştığı yer, Schwarzwald bölgesindeki Baiersbronn kasabası. Aynı konuda uzman bir diğer rehber olan Gault Millau 904 lokantaya “aşçı şapkası” verdi.

 

 

Almanya’nın önde gelen aşçıları arasında, Heinz Winkler (Aschau), Harald Wohlfahrt (Baiersbronn) ve Dieter Müller (Bergisch Gladbach) sayılabilir.

Resim
Çiroz balığı (Kiel)

Resim
Tatlı hardal ve beyaz sosis (München)

Resim
Genel Almanya’da ünlüdür : Brezel

 

5 Tem, 2018

Alman tatlilari

 

Ülke çapında pasta ve turta bakımından bir çok çeşit bulunmaktadır, en fazla tercih edileni ise taze meyvalardan yapılanlarıdır. Elma, erik, vişne ve çilek düzenli olarak pastalarda kullanılan meyvalardır.

 

Resim


Önemli Bazi Alman Tatlilari;

 

 

Quark peynirinden yapılan Cheesecake (Kaesekuchen) oldukça popülerdir. Schwarzwälder Kirschtorte kirazdan yapılan yine oldukça bilindik bir pastadır. Alman çöreği (deliksizdir), marmelatlı veya diğer tatlı dolgularla yapılan mayalı hamur toplarıdır ve bölgeden bölgeye değişmekle birlikte çoğunlukla Berliner, Pfannkuchen, Kreppel veya Krapfen isimlerini almaktadır. Eierkuchen,

 

 

Fransız Crèpes’e kıyasla geniş fakat oldukça ince bir pankektir. Şeker, marmelat veya şurupla kaplanarak servis edilmektedir. Peynirli, kıymalı ve pastırmalı olmak üzere tuzlu çeşitleri de mevcuttur (ana yemekler içinde bulunmakla birlikte tatlılardan sayılmamaktadırlar).

 

Bazı bölgelerde Eierkuchen içi doldurulup sonra tekrar sarılırken, bazı yerlerde ise keserek ince küçük dilimlere ayrılır ve bir yığın haline getirilir. Pfannkuchen kelimesi hem Alman çöreği (bkz. Berliner) hem de pankek (bkz. Eierkuchen) manalarında kullanılmaktadır.

Kuzey Almanya’da bulunan popüler tatlı, kırmızı meyva pudingi olup siyah ve kırmızı kuş üzümü, ahududu ve bazen çilek veya kirazın, suyu içinde kalınlaştırı olarak mısır nişastası kullanılarak pişirilmesiyle yapılan “Rote Grütze“‘dür.

 

Geleneksel olarak krema ile servis edilirken, bunun yanında vanilya sosu, süt veya çırpılmış krema ile de sunulmaktadır. “Rhabarbergrütze” (ravent puding) ve “Grüne Grütze (bektaşi üzümü pudingi) “Rote Grütze“ün farklılaşmış halleridir. Benzer bir tat olan Obstkaltschale de, Almanya’nın her tarafında bulunabilmektedir.

Dondurma ve meyve püresi tatlıları da oldukça popülerdir. İtalyan işletmeli dondurma salonları, Almanya’daki yabancıların işlettiği yiyecek sektörü mekanlarının ilk ciddi girişimleridir ve 1920’lerde yaygın hale gelmiştir. Diğer bir ünlü dondurma zevki de Spaghettieis adlı üründür.

 

 

5 Tem, 2018

Alman ekmekleri

 

Ekmek konusunda Alman mutfağı, Doğu Avrupa’ya Batı’ya kıyasla daha yakındır. Tanımına bağlı olarak, beyaz buğday ekmeğinden gri (Graubrot) ve “siyah” (Schwarzbrot) ekmeğe kadar, özellikle de koyu kahverengi çavdar ekmeği olmak üzere 300-600 arasında farklı ekmek çeşidi bulunmaktadır.

 

Birçok tür ekmek hem buğday, hem de çavdar ununu beraber barındırmaktadır (Mischbrot denen karma ekmek), bunun yanında kepekli ekmek ve kepek tohumları (keten tohumu, ayçiçeği tohumu veya bal kabağı tohumları) da bulunmaktadır. Vestfalyan siyah ekmek olan Çavdar ekmeği, fırınlanmadan buharda pişirilir ve kendine özel tatlımsı bir lezzete sahiptir.


Resim

Ekmek özellikle sabahları kahvaltıda yenmesi ve akşamları da sandviç olarak tüketilmesiyle Alman mutfağında önemli bir yere sahiptir fakat nadir de olsa ana yemek yanında yardımcı besin olarak tüketildiği de görülmektedir. Alman mutfağında ekmeğin (Brot) önemi Abendbrot (akşam yemeği manasında, literatürde Akşam Ekmeği) ve Brotzeit (aperatif, literatürde Ekmek Vakti) gibi kelimelerle ifade edilmeye çalışılmıştır. Aslında, Alman gurbetçilerinin dünyanın dört bir yanında dile getirdikleri en önemli şikayetlerden bir tanesi, kendilerine uygun yerel ekmek bulma konusunda çektikleri zorluklardır.

Almanya, ekmek çeşitliliği en fazla olan ülkedir. 6,000 çeşit ekmek ve yaklaşık 1,200 farklı türde pasta, 17,000 fırın ve 10,000 fırın ve satış yeri olarak hizmet veren yerlerde üretilmektedir. Ekmek neredeyse her tür yemekle (ana olmayan) beraber sunulmaktadır. Ekmeğin sağlıklı beslenme açısından çok önemli olduğu düşünülmektedir.

Almanya’nın en popüler ekmekleri:  

 

 

1. Çavdar-buğday (“Roggenmischbrot”)
2. Tost ekmeği (“Toastbrot”)
3. kepekli-taneli (“Vollkornbrot”)
4. Buğday-çavdar (“Weizenmischbrot”)
5. Beyaz ekmek (“Weißbrot”)
6. Çok taneli (“Mehrkornbrot”)
7. Çavdar (“Roggenbrot”)
8. Ayçiçeği tohumu (“Sonnenblumenkernbrot”)
9. Balkabağı tohumu (“Kürbiskernbrot”)
10. Soğan ekmeği (“Zwiebelbrot”)

Daha koyu, çavdar barındıran Vollkornbrot veya Schwarzbrot ekmekleri Alman mutfağına özgüdür. Buharda yapılan Çavdar ekmeği uluslararası bilinirliğe sahiptir fakat tamamıyle Alman siyah ekmeğini temsil etmemektedir. Birçok Alman ekmeği maya ile yapılmaktadır. Kepekli tahıl yüksek lif açısından tercih edilmektedir. Almanlar ekmeklerinde neredeyse tüm tip tahılları kullanmaktadır — buğday, çavdar, arpa, kılçıksız buğday, yulaf, darı, mısır ve pirinç. Bazı ekmekler de patates unundan yapılmaktadır.

Yuvarlak ekmekler

Sepet içinde Yuvarlak ekmekler isimleri Brötchen, Semmel, Schrippe, Rundstück veya Weck / Weckle / Weckli olacak şekilde bölgeye göre değişen yuvarlak ekmekler Alman mutfağında geniş yer tutmaktadır. Alışılmış şekli yarıya kesilip, tereyağı veya margarin sürülmesidir. Sonrasında ise peynir, bal, et, balık veya koruyucular iki yarımın arasına veya her iki yarıya ayrı ayrı olacak şekilde sürülür ve sandviç haline getirilir.

Yuvarlak ekmekler Bratwurst veya Brätel gibi aperatiflerle sosisli sandviç şeklinde de tüketilmektedir.

 

 

5 Tem, 2018

Almanya hala acı vatan

 

Almanya Dışişleri Bakanlığı`nın daveti, Goethe Enstitüsü`nün organizasyonuyla bir grup gazeteciyle birlikte bir hafta boyunca Almanya`daydım. Okuyacağınız yorum-haber, Alman yetkilileriyle, Türk ve Alman sivil toplum kuruluşlarıyla, sokaktaki insanlarla yapılmış onlarca görüşmeden ve gözlemden oluşuyor.

 

Almanya bir süredir, yeni bir gelecek tasarlıyor. Uzun tartışmaların ardından artık bir `göçmen ülkesi` olduğunu kabul ediyor ve yaratacağı yeni toplum için dil başta olma olmak üzere adımlar bazı atıyor. Bu noktaya varmasının başlıca nedeni ise demografik yapının hızla değişmesi. Almanya`da 82 milyonluk nüfusun 15.5 milyonu göçmen kökenlilerden oluşuyor. Sayıları 2,7 milyonu bulan Türkler de dahil, nüfusun beşte biri, anaokulu çağındaki çocukların ise yarısı yabancı.

 

DİL VE EĞİTİM ASIL MESELE

 

Eğitim sistemi çöktüğü (OECD`nin yaptığı araştırmaya göre eğitim kalite sıralamasında Arjantin ve Brezilya arasındalar), işsizlik arttığı, kalifiye eleman sıkıntısı had safhaya ulaştığı, çalışan sayısı azalırken emeklilik ve işsizlik maaşı alanların sayılarının artması, bunun de devlet kasasını sarsması gibi nedenlerle `panik ve pişmanlık` duygularıyla yabancıları sisteme entegre etmek istiyor Almanya. Göç yasasını 2005`te çıkarmasının ardından şimdilerde, bir yandan entegrasyonu tartışıyor, diğer yandan pilot bölgeler üzerinden adım adım hayata geçiriyor. Eentegrasyonla asimilasyon arasındaki çizginin kolay aşılabilirliği nedeniyle sürecin dikkatle izlenmesi ve katkıda bulunulması gerekiyor.

 

OKULLAR ÇOCUKLARI ÖĞÜTÜYOR

 

Aradan koskoca 46 yıl geçmesine rağmen hiçbir şey değişmedi: Bu süre içinde biçim ve içerik farklılaşsa da, adı ilk gidenlerin koyduğu gibi hala `acı vatan` Almanya`nın. 1960`ların başında Almanya`nın Türkiye ile yaptığı misafir işçi anlaşmasının ardından gidip de dönmeyenler dönemeyenler için de, orada doğup büyüyüp `kayıp kuşak` olmaktan kurtulamayanlar için de yakıcı yanı ağır basıyor bu `zorunlu` ikametgahın.

 

Almanya`yı Türklere hala acı vatan kılan sebepler öncelikle Almanya`dan kaynaklanıyor. Geçici işçi statüsünde davet ettiği ama çalışma ve oturma izinlerini sürekli uzatıp ailelerini yanlarına almalarını müsaade ederek kalıcılaşmalarına yasal zemin hazırladığı `yabancı`lara yönelik sosyal politikalar üretmekteki ihmalkarlığı ve yasalar önündeki eşitliğin pratikte buharlaşması Almanya`nın payına düşüyor. Türklere `ikinci sınıf insan` bakışının değişmesi için şimdiye kadar bir çaba göstermemesi de öyle. Çoklukla şehirleşmemiş Anadolu köylülerinin iş-aş bulma umuduyla geçici olarak gittikleri Almanya`da kalmaya karar vermelerine rağmen dil öğrenmekte isteksiz, çocuklarının iyi eğitim alıp yaşadıkları ülkede söz sahibi olmaları için gayretsiz davranmaları ise madalyonun diğer yüzü. Bu bir vizyon meselesi olsa ve Almanya`nın şartları bunu zorlaştırsa da, nedenler sonucu değiştirmiyor. Almanya`da doğup büyüyen ikinci ve üçüncü nesil için başarmak pek kolay değil. Mevcut eğitim sistemi ayrıştırıcı, eleyici ve öğütücü zira. Bu yüzden çöküyor. Çöktüğü için de artık ortak eğitime geçilmesi tartışılıyor.

 

Başörtüsü tartışmaları bizden ithal

 

Entegrasyonun asimilasyona dönüşmesi tehlikesi Türklerin büyük çoğunluğunda tedirginlik yaratıyor. Alman yetkililer ise üstüne basa basa böyle bir amaçları olmadığını, göçmenlerin dinlerine dillerine kültürlerine değerlerine saygı gösterileceğini, istediklerinin sadece uyum olduğunu söylüyorlar. Ne olup olmayacağı zamanla anlaşılacak. Burada asıl dikkat çekici nokta ise eyaletlerde ve federal mecliste Türkleri temsil eden bazı milletvekillerinin ancak asimilasyonda söz konusu olabilecek önerilerde bulunmaları. Alman Yeşiller Partisi`nden Ekin Deligöz`ün `Türk kadınları Almanya`ya uyum için başörtülerini çıkarsın` sözlerine tepkiler ise hala sürüyor. Almanya`da konuştuğumuz hemen her Türk inanmasa bile aynı tepkiyi veriyor ve bu anlayışın kabul edilemez olduğunu, teklifin bir Türk`ten gelmesinin kendilerini utandırdığını, kızdırdığını dile getiriyorlar. Konu Almanya`da çok canlı. Sol Parti milletvekili Sevim Dağdelen ve SPD milletvekili Mechthild Ravert ile yaptığımız görüşmeden de anlaşılıyor ki, tartışma daha çok sürecek. Hareket noktası ve seyri Türkiye`dekine çok benziyor çünkü. Türk gazetecilerle ısrarla Almanca konuşup modern kadını başı açık kadın olarak tanımlayan Dağdelen de, Türkiye`deki yasakçıların argümanlarını tekrarlayan Ravert de, yasak tanımı yaparken Türkiye`nin Almanya`ya başörtüsü tartışması ithal ettiğini ispatlıyor. Tabii bir farkla. Almanya`da öğrencilere herhangi bir yasak yok. Öğretmenlere var. Bakınız: Hizmet verenlar ve alanlar ayrımı.

 

 

Okullara para yok ama kurslara var

 
 

Federal devletin uyum politikası kapsamında işsiz gençlere meslek edindirmek isteyen eyalet yönetimleri ise uygulamada kendileriyle çelişkiye düşüyor: Eğitime gerekli bütçe ayırmayıp, öğrencileri lise diploması seviyesine getirmeyi vaad eden (aslında diplomalı işsiz statüsü elde ederek devletten işsizlik maaşı alabilmelerini sağlayan) eğitim derneklerine ciddi fonlar ayırıyorlar. Berlin`deki TBB(Türkisher Bund BerlinBradenburg), okula gitmiş ama diploma alamamış gençlere kurs veren böyle bir merkez.

 
 

Göç yasasının çıktığı, uyum politikalarının başladığı 2005`ten beri TTB`de Move Projekt`i yöneten Figen İzgin kendisi bile bu çabaların başarıya ulaşmayacağını düşünüyor. Çünkü okullardaki çocukların yüzde 70`nin meslek edinemeyecek durumda olduklarını, yüzde 25`nin diploma alamadığını, alanların yüzde 45`nin en düşük seviye olan `hauptshule`lerden çıktığını, başarı şansının yüzde 8`de kaldığını söylüyor.

 

TTB`den ayrılmadan önce bir şey daha öğreniyoruz: Kurslara devam eden Türk öğrencilerden biri geçtiğimiz hafta kendisine hakaret eden bir Alman`ı bıçaklayarak öldürmüş.

 

İç karartan duruma rağmen başarı portreleri de yok değil aslında. Anne babaları işçi olarak gelen Cem Alışık ve Enver Burak Can Almanya`da doğup büyümüşler. İkisi de en iyi seviyedeki liseler olan `gynasium`da okumuşlar, hukuk fakültesini bitirmişler. Türkçeleri de, Almancaları da işlek, gelecekleri parlak. Türklüklerinin de bilincindeler, Alman vatandaşı olduklarının da. Haklarını ve sorumluluklarını biliyor, Türk göçmenlerinin sorunlarının geçici çözümlerle giderilemeyeceğini, asimilasyona kayabilecek bir entegrasyonun kabul edilemeyeceğini söylüyorlar. Türklere yönelik ayrıştırıcı dışlayıcı anlayışın varlığını kabul etmekle beraber `hem anne babaların, hem gençlerin çabalarıyla Türklerin Almanya`da eğitimli, kültürlü, güçlü ve söz sahibi olmaları mümkün` diyorlar. Onlar gibi olanların varlığı, Almanya`daki ikinci ve üçüncü kuşak için önemli bir eksikliği açığa çıkarıyor aslında: `model yokluğu`nu.

 

 

Eğitim çöküyor , gençlik kayıp

 

Almanya`da lise eğitimi üç seviyeli. Anne babasından Almanca öğrenemeyen, Alman arkadaşı olmayan çocukların Almanca`ya hakim olması da, o dilde verilen eğitimden faydalanması da zor olduğu için Türk çocuklar çoklukla düşük not ortalamaları ve öğretmen tavsiyesiyle en alt seviyede eğitim veren `hauptshule`lere gidiyorlar. Yüzde 90`ı Türklerden oluşan sınıflarda yine dil sorunu yaşıyor ve derslerden çakıyorlar. Diplomaları olmadığı için de hiçbir yerde iş bulamıyorlar.

 

Berlin, Neukölln`de ziyaret ettiğimiz KeplerObershule adlı okulda tam da bu durumla karşılaşıyoruz. Gördüklerimiz bizi üzüyor. Öğrencilerin yüzde 70`i 15 değişik ülkeden. Bunların üçte biri Türk ve başarı oranı ikiye bir. Orta-lise eğitiminde en üst seviyedeki `gynasium`lardan Robert Koch Obershule`de de Türk öğrenciler yoğun olarak aynı sınıfta. Kız öğrenciler arasında başörtülüler de var. Hepsi düzgün bir Türkçe ve Almanca konuşuyor. Büyük çoğunluğunun düşüncesi üniversiteyi Almanya`da bitirmek, -Almanya`da iş bulamayacakları için- Türkiye`de çalışmak. Öğretmenlerinin çok duyarlı ve yardımcı olduğunu söyleseler de şikayetleri de var: Kısılan bütçe nedeniyle iki yıldır ders kitaplarını devlet vermiyor artık. Ve üç kitap 100 avroyu geçtiği, çoğunun aileleri 350 avro işsizlik sigortasıyla geçindiği için ciddi kitap sıkıntısı yaşıyorlar.

 

Vestfalya`da uyum çalışması başladı

 

Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinde başlayan uyum projesinin nihai amacı göçmenlerin Alman vatandaşı olmasını sağlamak. Uyum Bakanlığı`nın 20 noktada gerçekleşmesini umduğu planda Almanca İslam dersi verilmesinden göçmen kökenli öğretmenlerin işe alınmasına kadar birçok husus yer alıyor. Çabalar iyi niyetli. Türkler de hayli ilgili.

 

 

 

Kay:tumgazeteler.com

 

5 Tem, 2018

Alman Mutfağı

 

Tek ve ortak bir Alman mutfağından söz edilemez; tersine, çok sayıda yerel spesiyaliteler vardır, Kiel usulü çiroz balığından Münih’in tatlı hardallı beyaz sosisine kadar. Yerel mutfaklar Alman gurme aşçıların gözünde de önemli bir yer tutar.

 

Lokantalar rehberi Guide Michelin 2007, Almanya’da 200’den fazla lokantaya, her lokantanın almak için can atacağı yıldızlarından verdi. Michelin yıldızlarının en çok yoğunlaştığı yer, Schwarzwald bölgesindeki Baiersbronn kasabası. Aynı konuda uzman bir diğer rehber olan Gault Millau 904 lokantaya “aşçı şapkası” verdi.

 

 

Almanya’nın önde gelen aşçıları arasında, Heinz Winkler (Aschau), Harald Wohlfahrt (Baiersbronn) ve Dieter Müller (Bergisch Gladbach) sayılabilir.

Resim
Çiroz balığı (Kiel)

Resim
Tatlı hardal ve beyaz sosis (München)

Resim
Genel Almanya’da ünlüdür : Brezel

 

5 Tem, 2018

Cocuklar ve Genclere Yönelik Almanca

 

Çocuklara ve Gençlere Yönelik Almanca Öğrenme Imkanlari

Göçmen ailelerden gelen çocuklar ve gençler için iyi Almanca bilmek okuldaki başarı ve dolayısıyla mesleki ve toplumsal uyum fırsatı yakalamak için önemli bir ön şarttır. Çocuklara Almanca öğrenirken destek olmak için bir dizi seçenek bulunur.


Anaokulunda verilen Almanca Desteği

Başka bir ana dili öğrenerek büyüyen çocuklara yönelik özel Almancayı destekleme seçenekleri anaokulundan başlayarak sunulmaktadır. Bunların türü ve kapsamı eyaletten eyalete bağlı olarak değişebilir. Tüm seçeneklerin bir ortak yanı vardır: Çocuklara, okula başlarken ihtiyaç duydukları olan Almanca bilgisini verme hedefi. Bulunduğunuz bölgedeki seçeneklerle ilgili bilgileri çocuğunuzun gittiği anaokulundan, Göçmen Danışmanlığı’ndan ya da Genç Göçmenlere Yönelik Hizmetlerden edinebilirsiniz.


Destek İhtiyacını Anlamak

Tüm eyaletlerde okula başlamadan önce, bir çocuğun ne kadar iyi Almanca konuştuğunu ve daha neleri öğrenmesi gerektiğini belirlemek için bir dil testi yapılır. Bu dil testleri – dil seviyesi tespitleri de denir – genelde dört ile beş buçuk yaşları arasındaki çocuklara uygulanır. Böylece ihtiyaç olması durumunda bir çocuk okula başlamadan önce Almanca bilgisini desteklemek için yeterli vakit kalır. Bazı eyaletlerde henüz yeterli Almanca bilmeyen çocukların Almancayı destekleme seçeneklerine katılması zorunludur.


Okulda Almanca Desteği

Okulda, derslerde konuşulan Almanca, çocuğunuzun arkadaşlarıyla sohbet ederken konuştuğu Almancayla aynı değildir. Bu nedenle okula başlama cağında da anadili farklı olan çocuklara ve gençlere Almanca öğrenirken destek olan seçenekler mevcuttur. Tamamlayıcı destek seçeneklerinde öğrenciler küçük gruplar olarak Almanca bilgilerini ilerletebilirler.

Okula devam ettikleri dönemde Almanya’ya gelen çocukların ve gençlerin özel bir desteğe gereksinimleri vardır. Bunlar için çoğunlukla, özel yeterliliklere sahip öğretmenlerin eşlik ettiği, normal okul sınıflarına geçmeden önce destek ve dil öğrenme sınıfları mevcuttur. Çocuğunuzun hangi seçeneklerden yararlanabileceğini eğitim müdürlüğünden ya da çocuğunuzun okulundan öğrenebilirsiniz.


Almanca Desteğine Ebeveynleri Dahil Etmek

Ebeveynler çocuklarının Almanca öğrenmesine yardım edebilirler. Özellikle altı yaş ve altı çocuklar için ebeveynleri de zamana dahil eden çok sayıda Almanca desteği seçeneği bulunmaktadır. Buralarda, çocuğunuza evde Almanca öğrenirken oyunlarla nasıl destek olabileceğiniz konusunda bilgi edinebilirsiniz. Çocuğunuzun gittiği çocuk yuvasından, Göçmen Danışmanlığı’ndan ya da Genç Göçmenlere Yönelik Hizmetlerden bulunduğunuz bölgedeki seçenekler hakkında bilgi edinebilirsiniz.


Faydalı bilgi

Çocuğunuzun eğitimde başarılı olması için iyi Almanca bilmesi gerekir. Bu nedenle bulunduğunuz bölgedeki mevcut destek imkanlarından yararlanın. Çocuğunuzun gittiği çocuk yuvasından ya da okuldan ya da yerel Göçmen Danışmanlığı’ndan ve Genç Göçmenlere Yönelik Hizmetlerden bilgi edinebilirsiniz. Yaşadığınız eyaletteki seçenekler ile alakalı eyaletin gençlik, eğitim ve kültür bakanlıklarının internet sayfalarında da bilgi bulabilirsiniz.

Çocuğunuza aynı sürede kendiniz de Almanca öğrenerek yardımcı olun – böylece çocuğunuzun derslerde neler öğrendiğini daha faydali bir biçimde anlayabilirsiniz.

 


Ders Olarak Anadil

Anadilleri, çocuklar ve gençler için gelecekteki meslek hayatlarında büyük bir avantaj sağlayabilir. Ancak bunun için bu dili iyi konuşabilmeleri ve yazabilmeleri mühimdir. Bazı eyaletlerde normal okul derslerine ek olarak, bazı diller için ana dilde tamamlayıcı eğitim opsiyonu sunulmaktadır. Bu derslere katilmak gönüllüdür.Bununla beraber birçok eyalette, seçilen ana dili (örneğin Türkçe, İtalyanca, Rusça, İspanyolca) mecburi seçmeli ders ya da ikinci ya da üçüncü yabancı dil olarak seçmek mümkündür. Bunun yanında Almanya’da, Almancanın yanında bir yabancı dilin ders lisani olarak kullanıldığı yaklaşık 600 adet iki dilli okul bulunmaktadır.


Faydali bilgi

Ana dilinizi okulda öğrenmekle alakalı seçenekler hakkında doğrudan çocuğunuzun okulundan bilgi alabilirsiniz.

 

Zorunlu Eğitimini Tamamlamış Gençler icin Almanca Desteği

Zorunlu eğitim yaşını geçen gençler ve 27 yaş ve altı genç yetişkinler, Almanca öğrenmek için gençlere uygun bir uyum kursuna katılabilirler. Gençlere yönelik uyum kursu hakkında burada daha fazla bilgi edinebilirsiniz.