5 Tem, 2018

Almanca’da Zarflar Edatlar ve Almanca Tümleçler

ALMANCA’DA NESNE – DOLAYLI TÜMLEÇ – ALMANCA’DA ZARF TÜMLECİ VE EDAT TÜMLECİ

Nesne ( Akkusativobjekt/ Nominativ- Akkusativ)

Cümlede yüklemin bildirdigi isten etkilenen ögedir. Yükleme sorulan “kimi, neyi, ne” sorularina cevap verir.

Nesneler hal ekini alip almamalarina göre iki grupta incelenir.
1. Belirtili Nesne
Nesne görevinde bulunan söz, “-i” hal ekini almissa, nesneye belirtili nesne denir.

“Cicekleri annesine verdi.”
cümlesinde “ Cicekleri” nesnesi “-i” hal eki aldigindan belirtili nesnedir.

2. Belirtisiz Nesne
Nesne görevinde bulunan söz “-i” hal ekini almamissa nesne, belirtisiz nesnedir.

“Annesi için cicek topladi.”
cümlesinde “cicek” nesnesi bu eki almamis ve belirtisiz nesne olmustur.

Dolayli Tümlec (Lokativ Ergänzung /Dativobjekt )

Yüklemin yöneldigi, bulundugu, ciktigi yeri gösteren ögedir. Yükleme sorulan “-e”, “-de” ve “-den” hal eklerini alan sorulara ayni ekleri alarak cevap veren sözcük ya da söz öbekleri dolayli tümlec görevinde bulunur. Sorularin ve cevaplarin ayni ekleri almasi zorunlulugu bunun diger ögelerle karismasina engel olur. Bunu örneklerle aciklayalim.

“Elindeki kitap ve defterleri bana verdi.”
cümlesinde alti cizili ögeyi bulabilmek icin yükleme “kime” sorusunu soruyoruz. Soru da cevap da ayni eki almis. Öyleyse “bana” sözü dolayli tümlectir.

“Sizinle ancak yaza görüsürüz.”
cümlesinde alti cizili sözcük de “-e” hal ekini almistir. Ancak bu ögeyi bulmak için yükleme “ne zaman” sorusunu soruyoruz. Görüldügü gibi soru hal eki almadan soruluyor. Öyleyse bu, “-e” hal eki almis olmasina ragmen dolayli tümlec degildir.

“Kimseye sormadan disari cikti.”
cümlesinde ise alti cizili ögeyi bulmak icin yükleme “nereye” sorusunu soruyoruz. Bu durumda soru, “-e” hal eki almis, ancak “disari” sözü ayni eki almamis. Öyleyse buna da dolayli tümlec diyemeyiz.
Görüldügü gibi sorular ve cevaplarin ayni ekleri almasi kosulu, birbiriyle karisan ögeleri ayirt etmemizi sagliyor.
Ayni durumu “-de” ve “-den” eklerinde de görebiliriz.

“Beni sinifta iki saattir bekliyormus.”
cümlesindeki alti cizili ögeyi cevap olarak almak icin, yükleme “nerede” sorusunu soruyoruz. Öyleyse bu öge dolayli tümlectir.

“Hepimiz iki saattir ayakta bekliyoruz.”
cümlesinde ise alti cizili ögeyi bulabilmek icin yükleme “nasil” sorusunu sormamiz gerekiyor. Görüldügü gibi soru “-de” ekiyle sorulmamis. Demek ki öge dolayli tümlec degil.

“O, iki gün önce buradan ayrildi.”
cümlesinde alti cizili öge “nereden” sorusuna cevap vererek dolayli tümlec olmus.

“Senin de gelmeni yürekten isterdim.”
cümlesinde alti cizili öge “nasil” sorusuna cevap verdiginden dolayli tümlec degildir.

“ Su elmadan üc kilo verir misin?”
cümlesinde alti cizili ögeyi bulmak icin “neyden” sorusunu yükleme soruyoruz. Cevap geldiginden öge dolayli tümlectir.

“ Hastalandigindan gelmedi.”
cümlesinde alti cizili ögeyi ise “nicin” sorusuyla buluyoruz. Öyleyse bu, dolayli tümlec degildir.
Örnekleri daha da cogaltabiliriz. Burada unutmamamiz gereken, soruyla cevabin ayni ekleri (-e, -de, -den) almasidir.

Zarf Tümleci (Temporalbestimmung)

Yüklemin zamanini, durumunu, miktarini, yönünü, kosulunu vb. bildiren ögelerdir. Bunlarin her biri degisik bir soruyla bulunur.

“Hava kararmadan köye inmeliyiz.”
cümlesindeki alti çizili zarf “ne zaman”;

“Dosta düsmana muhtac olmadan yasamaliyiz.”
cümlesinde alti cizili zarf “nasil”;

“Aldigi notlar sasilacak kadar yüksekti.”
cümlesindeki alti cizili zarf “ne kadar”;

“Tek bir söz bile söylemeden iceri girdi.”
cümlesindeki alti cizili zarf “nereye”;

“ Zamanimiz kalirsa bir örnek daha cözeriz.”
cümlesindeki alti cizili zarf “hangi takdirde” sorularina cevap vermislerdir.

Yükleme sorulan bu sorulara cevap veren ögeler daima zarftir. Ancak burada “nereye” sorusuna dikkat etmeliyiz. Dolayli tümlec konusunda da söylemistik, bu soru dolayli tümleci de buldurur.Ancak cevabin da ayni eki almasi gerekir. Örnekteki “iceri” sözü ise bu eki almamistir. Bu özelligi, yani hal eki almadan yön bildirme özelligini yer-yön zarflari gösterir.
Cümleyi ögelerine ayirirken dikkat edilmesi gereken bir husus, azlik – cokluk zarflarinin kullanimidir.

“O, cok caliskan bir ögrencidir.”
cümlesinde yüklem, alti cizili sözün tamamidir. Cünkü “ögrenci” isimdir, “caliskan” ögrencinin sifatidir. “cok” da caliskan sifatinin zarfidir. Dolayisiyla, “cok caliskan bir ögrenci” sifat tamlamasi oldugundan bunlar birbirinden ayrilmaz. Oysa biz ayni cümleyi;

“O, cok caliskandir.”
seklinde kullansak, “caliskandir” yüklem “cok” zarf tümleci olacaktir. Kisaca adlasmis sifatlar yüklem oldugunda, onun derecesini bildiren zarflar zarf tümleci olur.

Edat Tümleci (Modalbestimmung)
Yüklemin ne ile, kimin ile, hangi amacla, yapildigini gösteren söz öbeklerine edat tümleci denir.

“O, bütün yazilarini, dolma kalemle yazar.”
“Bu arastirmayi arkadaslariyla yapmis.”
“Bu yemekleri sizin icin hazrladim.”
cümlelerindeki alti cizili söz öbekleri edat tümleci sayilir.
Cümle icinde her söz, cümlenin bir ögesi durumunda degildir. Yükleme sorulan sorulara cevap vermeyen söz veya söz öbekleri cümle disi unsur sayilir. Örnegin asagidaki cümleyi ögelerine ayiralim.

“Ahmet, sana defalarca gec kalmamani söylemedim mi?”
Görüldügü gibi “Ahmet” sözü cümlede yükleme sorulan herhangi bir soruya cevap vermiyor yani cümle disi unsurdur.

5 Tem, 2018

Dil Nedir?

Dil Nedir?

PLATON:
“Dil; kendi özel düşüncelerini, ses, özne ve yüklemler vasıtasıyla anlaşılabilir kılmaktır”.

T.MILEWSKI:
“Dil bir açığa vurma ya da açıklama aracıdır”.

MARTINET:
“Dil; insanın kendi bilgi ve deneyimlerini, bir anlamsal kapsam ve bir ses karşılığı çerçevesinde, her toplumda başka bir biçimde açıkladığı bir bildirişme aracıdır”.

Dil; bir ulusun kültürünün aynasıdır.

G.W.LEIBNIZ:
Dil; İnsan zihninin dışa yansımasıdır

F.D.SAUSSURE:
“Dil; bir disgeler bütünüdür”

Prof.Dr.DOĞAN AKSAN:
“Dil; düşünce,duygu ve isteklerin, bir toplumda ses ve anlam yönünden ortak olan öğelerden ve kurallardan yararlanılarak, başkalarına aktarılmasını sağlayan , çok yönlü, çok gelişmiş bir disgedir”.

“Dil bir iletişim aracıdır”.

“Dil; bir kültür aracıdır”.

“Dil, Kültürlerarasılığın temel taşıdır”.

“Dil; anlamsız dizgelerin, birey tarafından anlamlaştırılarak ses yardımmıyla aktarılmasıdır”.

“Dil; toplumları birbirine kenetleyen bir olgudur”.

Orhan Çağlar :
“Dil; insanın sahib olduğu en büyük kozudur”

5 Tem, 2018

Almanyadaki Dil Kurumları Nelerdir? Alman Dil Kurumları

ALMAN DİL KURUMLARI

Der Deutsche Sprachverein
(Alman Dil Kurumu)

Alman dilini yabancı kelimelerden arındırma çabaları özellikle 1870 Fransa savaşıyla yeni bir boyut kazanmıştır. Öyle ki toplumun her kesiminde yabancı kelimelere karşı büyük bir tepki uyanmıştır. Alman dil özleştirmecileri, bu alanda ulusal bir bilinç oluşturmak için; 1876’da ilk kez Alman dilini kesin kurallara bağlama amaçlı bir konferansta bir araya gelmişlerdir. Friedrich Kluge’nin Alman dilinin etimolojik sözlüğü (1883) ve Grimm kardeşlerin büyük Alman sözlüğü (1854) çalışmaları da aynı dönem içerisinde ortaya çıkmıştır.Bütün bu çalışmalar, bir sanat tarihçisi olan Hermann Riegel’in dil özleştirmesi konusunda Alman halkına yaptığı çağrıyla; bir dil kurumunun oluşmasındaki en büyük adım olmuştur ve 1885 yılında Alman Dil Kurumu kurulmuştur.
Bu kurumun amaçları; Alman dilinin gerçek ruhuna saygı ve özen göstermek, anadilin saflığı, doğruluğu, açıklığı ve güzelliği konusundaki anlayışı uyandırmak ve dili yabancı kelimelerden arındırarak ulusal bir bilinç oluşturmaktır.
Bu amaçlar doğrultusunda 1 Nisan 1886’da kurumun yayın organı Umumi Alman Dil Kurumu Dergisi, kurumun da başkanı olan H.Riegel tarafından yayınlanmıştır. Bu dergi oluşturulurken dilbilimsel kuramlardan ve terimlerden uzaklaşarak, halka yönelik bir içerik hazırlanmıştır.
Alman Dil Kurumu kuruluşunun 25. yılında içlerinde Romanya, Belçika, İsviçre ve ABD gibi dış ülkelerinde bulunduğu 324 şubeye ve otuz bini aşkın üyeye sahip olmuştur. Kurum en çok resmi makamlar ve eğitim alanında başarı göstermiştir. Fakat akademik çevrede ve yazarlar arasında fikir ayrılıkları vardır. “Preußische Jahrbücher” (Prusya Yıllıkları) içlerinde Theodor Fontane, Heyse, Erich Schmidt ve Delbrück gibi dilbilimci ve yazarların da olduğu karşı hareketin en önemli aracı olmuştur. Düşünürlerin bu dergide yayınladıkları bildiriye göre yabancı kelimelere karşı savaş açılmaması ve bunun bir ulusal dava haline getirilmemesi üzerinde durulmuştur. Ama her şeye rağmen kurum gelişmesini sürdürmeyi başarmıştır.

Kurumun diğer faaliyetleri arasında bilimsel makaleler, Almancalaştırma Kitapları (Almanca Yemek Listesi, Ticari Terimler, spor, basın, resmi dil sözlükleri v.b), resmi kurumlara ve derneklere bildiriler, gazetelerde “Dil Köşesi” adı altında yazılar ve Almanya’nın çeşitli şehirlerinde yapılan toplantılar yer almaktadır.
1.Dünya Savaşı dönemine girildiğinde Almanya’daki dil özleştirmesi çalışmaları farklı bir anlayışa dönüşerek, ulusal bir dava haline gelmiştir. Bu dönemde öne çıkan yazarların en başında Eduard Engel gelmektedir. Ona göre Almanya’da artık Almanca konuşulmamakta ve dil yavaş yavaş yok olmaktadır. Alman dili farklı dillerden oluşan bir ‘karma dil’ halini almıştır. (Entwelschung, Verdeutschungsbuch für Amt, Schule, Haus und Leben, 1918) Engel’e göre yabancı kelime kullanmak bir vatan hainliğidir.
1933’te Hitler’in iktidara gelmesini destekleyen Alman Dil Kurumu; “Almanya uyan!”, “Alman Halkına Uyarı” başlıkları altında bildiriler yayınlayarak Nasyonal Sosyalist’leri destekler. Aynı yıl kurum Nazilerin yönetimine girmiştir ve derginin başlığı “Muttersprache, Zeitschrift des Deustchen Sprachvereins mit den Berichten des Deutschen Sprachpflegeamts” (Alman Dil Kurumu’nun Dergisi, Alman Dil Bakımı Dairesinden Haberlerle) olarak değiştirilmiştir. Bununla beraber formatı değişen kurum, 1943 yılından savaş sonuna kadar yaşamıştır.

Die Gesellschaft Für Deutsche Sprache
(Alman Dili Cemiyeti)

İkinci Dünya Savaşı sonrasında Alman Dil Kurumunu yeniden canlandırmak için 10 Ocak 1947’de Max Wachler’in öncülüğünde Almanya’nın Lünebırg şehrinde “Die Gesellschaft für deutsche Sprache” kurulmuştur. Cemiyetin amaçları boylu boyunca tartışıldıktan sonra ilk olarak “Muttersprache” (Ana Dil) dergisinin yeniden yayınlanmasına karar verilir ve dergi “Muttersprache – Zeitschrift zur Pflege und Erforschung der Deutschen Sprache “ (Ana Dil – Alman Diline Özen ve Almanca Araştırmaları Dergisi) adı altında 1949’dan itibaren yayınlanmaya başlar. Bu cemiyet, Alman Dil Kurumunun aksine yabancı kelimeleri “yabancı” oldukları için değil, eskimiş yada yıpranmış olup olmadıkları açısından ele almayı amaçlamıştır.
Alman Dili Cemiyeti’nin amaçları şu şekilde özetlenmiştir:
• Dil ile ilgili konularda danışma ihtiyacı duyan herkese yardım etmek
• Ana dilin öneminin ve işlevinin iyi anlaşılmasına katkıda bulunmak
• Dilin sevilmesini sağlamak ve bu sevgiyi beslemek
• Alman dili topluluğunun dile olan ilgisini ve dil duygusunu geliştirme konusunda teşvik etmek

Alman Dili Cemiyeti bu hedefler doğrultusunda resmi makamlar ve diğer kurumlarla işbirliği yaparak, çeşitli eserler yayınlamış, konferanslar ve kurslar düzenlemiştir.
Cemiyet 1970’lerden sonra yabancı kelimelerle ilgilenmeyi kısmen bırakarak, yapısal dilbilimi ve toplum dilbilimi, standart dil, dil- politika ilişkisi ve bilişim dilbilimi gibi konulara ağırlık vermiştir. Bu nedenle de birçok dil özleştirmecisi tarafından eleştirilmiştir. Cemiyet bu eleştirilere şu şekilde cevap vermiştir: ‘önemli olan şu veya bu kadar yabancı kelime kullanmak değil, “uygun kelime“ kullanmaktır’.

Institut Für Deutsche Sprache
(Alman Dili Ensitüsü)

Alman Dili Enstitüsü (IDS) 1969 yılında Almanya’nın Mannheim şehrinde kurulmuştur. Şimdiye kadarki dil cemiyetlerinden farklı olarak bu enstitü, dilbilim ve dil tarihi alanlarında başarılı çalışmalara imza atmış bilim adamları tarafından kurulmuştur: Paul Grebe, Rudolf Hotenköcherle, Karl Kurt Klein, Richard hensen, Jost Trier, Leo Weisgeber ve Hugo Moser.

Alman Dili Enstitüsü’nün başlıca araştırma alanları şunlardır:
1. Dilbilgisi ve Sözlük bölümü: Bu bölümde dilin yapısı ve farklı alanlarla ilgili sözlük çalışmaları yürütülmektedir.
2. Karşılaştırmalı Dilbilimi bölümü: Bu bölümde Almanca’nın diğer dillerle karşılaştırılması konusunda projeler yürütülmektedir.
3. Dilbilimi Data İşlemleri Bölümü: Bilgisayar Dilbilimi çalışmaları bu bölümde yürütülmektedir.
4. Merkez Bölümü: İmla reformu ve Dil Gelişimi konusuyla ilgilenilen bölümdür.

Alman Dil Enstitüsü’nün faaliyetlerinden bazıları;

Sprache der Gegenwart (Günümüz Almancası),
Linguistische Grundlagen, Forschungen des IDS (IDS’nin Dilbilimsel Araştırmaları,
Forschungsberichte des IDS (Alman Dili Enstitüsü’nün Bilimsel Araştırmalar Raporları),
Studien zur deustchen Grammatik (Alman Dilbilgisi Etüdleri),
Deutsche Sprache (Alman Dili Dergisi),
GERMANISTIK, Alman Dili ve Edebiyatı bilim dalında yayınlanan bütün eserlerin tanıtıldığı bir dergidir.

Hugo Moser’e göre Alman Dili Enstitüsü “Sistem Dilbilim”i temel alan araştırmalarla ilgilenmekte ve kuralcı bir işlevi yoktur.
Görülüyor ki; tarih boyunca dile getirilen kısıtlamalar ve normativ tutumlar, olumlu hiçbir sonuç doğurmamıştır. Bu noktada Alman Dili Enstitüsü yakın tarihten dersini iyi alarak, bu tür bir çaba içerisine girmemeyi tercih etmiş ve aktif bir şekilde varlığını sürdürmektedir.

5 Tem, 2018

Almanca Zarflar, Almanca Belirteçler

ALMANCADA BELİRTEÇLER (Almanca zarflar) Konu Anlatımı

ZAMAN ZARFLARI

Fiillerin anlamlarini zaman acisindan sinirlandirirlar.

Nitelikleri:

1- Eyleme (isim, sifat, zamir) sorulan “ne zaman”, “ne kadar süre” sorusuna cevap verir.

2- Zaman zarfları, zarf olarak kullanılan cesitli zaman adlaridir.

Durum eklerini aldiklari taktirde zarf olmazlar, isimlesirler.

Baslıcaları:

dün, evvela, gece, yarın, uzun süre, gündüz, cuma günü, henüz, önceki gün, aksam, sabah, aksamleyin, sabahleyin, az önce, gec, iki gün, iki saat, on dakika, iki günde, iki saatte, haftaya, uzun zaman, demin, henüz, hala, güpegündüz, daha, gene, yine, artık, sonra, bugün, daima, hep, hemen, geceleri, biz gelmeden, sabahları, önceden, ayda bir, buraya gelmeden, anlatırken, yasarken …”

Az önce gitmisti.
Sonra geldiklerini bildiririm.
Ayda bir ugrar buralara.
Toplantı üc saat sürdü.
Okulu bu sene bitireceğim.
Henüz islerim bitmedi.
Artık buralara gelmeyeceğim.
Yarın gideceklermis.
Zeynep dün aksam aradi. .

“-leri” eki zaman isimlerine gelerek -iyelik anlamı tasimadan- “her” anlamı katacak sekilde zaman zarfı yapar:

pazartesileri, sabahları, aksamları, önceleri, ikindileri…

“-leyin” eki az sayıda zaman zarfı yapar:

geceleyin, sabahleyin, aksamleyin…

“-e, -de, -den” ekleri ve bu eklerle birlikte bazı edatlar zaman zarfı yapar:

Yola cıktık; aksama geliriz sanırım.
Bayramlarda bütün aile bir araya toplanır.
Yiyeceklerinizi sabahtan hazırlamıstım.

“-in” eki de zaman isimlerine geldiginde zaman zarfı yapar:

yazın, kısın, ilkin, güzün…

Edat iceren ve fiilin başlangıc ve bitis zamanını belirten zarflar edat tümleci olarak da kullanilirlar.

Sabahtan beri burada oturuyoruz.
Aksama kadar geri döner misin?
Günlerden beri kar yagıyordu.
Dolu aksama kadar iki defa yagdi.

Zaman anlamı tasıyan zarf-fiiller ve zarf-fiil grupları da zaman zarfı olarak kullanılır:

Dizi baslamadan onlarca reklam koydular.
Bizi karsısında görünce donakaldi.
Beni dinlerken sabirsizlaniyordu.
Istanbul’a geleli iki yıl oldu.

Not:
“zamaninda” beizeiten, rechzeitig
“vaktinde” pünktlich


RİSALE-İ NUR’DAN VECİZELERÖmür sermayesi pek azdır. Lüzumlu işler pek çoktur.

İnsanın bu dünyaya gönderilmesinin hikmeti ve gâyesi; Hâlık-ı Kâinat’ı tanımak ve O’na îmân edip ibâdet etmektir.

En bahtiyar odur ki : Dünya için âhireti unutmasın, âhiretini dünyaya fedâ etmesin.

Hâlık-ı Rahmân’ın ibâdından istediği en mühim iş, şükürdür.

Amelinizde Rızâ-yı İlâhî olmalı. Eğer O râzı olsa, bütün dünya küsse ehemmiyeti yok.

Bu dünya fanidir. en büyük dava, baki olan alemi kazanmaktır. insanın i’tikadı sağlam olmazsa, davayı kaybeder.

Zalim izzetinde, mazlum zilletinde kalıp buradan göçüp gidiyorlar. Demek bir mahkeme-i kübraya bırakılıyor.

Sultan-ı kâinat birdir, her şey’in anahtarı O’nun yanında, her şeyin dizgini O’nun elindedir.

NAMAZIN EHEMMİYETİ NEDİR? TIKLA ÖĞRENİNSANIN EN BÜYÜK DAVASI NEDİR? TIKLA ÖĞRENLİSEDE GÖRDÜĞÜMÜZ DERSLER ALLAH’I BİZE NASIL TANITTIRIYOR? TIKLA ÖĞREN

Gençlik Rehberinde izah edildiği gibi, gençlik hiç şüphe yok ki gidecek. Yaz güze ve kışa yer vermesi ve gündüz akşama ve geceye değişmesi kat’iyetinde, gençlik dahi ihtiyarlığa ve ölüme değişecek. Eğer o fâni ve geçici gençliğini iffetle hayrata istikamet dairesinde sarf etse, onunla ebedî, bâki bir gençliği kazanacağını bütün semâvî fermanlar müjde veriyorlar.

Eğer sefahete sarf etse, nasıl ki bir dakika hiddet yüzünden bir katl, milyonlar dakika hapis cezasını çektirir; öyle de, gayr-ı meşru dairedeki gençlik keyifleri ve lezzetleri, âhiret mes’uliyetinden ve kabir azabından ve zevâlinden gelen teessüflerden ve günahlardan ve dünyevî mücâzâtlarından başka, aynı lezzet içinde o lezzetten ziyade elemler olduğunu aklı başında her genç tecrübeyle tasdik eder.
.
.
.
Eğer istikamet dairesinde gitse, gençlik gayet şirin ve güzel bir nimet-i İlâhiye ve tatlı ve kuvvetli bir vasıta-i hayrat olarak âhirette gayet parlak ve bâki bir gençlik netice vereceğini, başta Kur’ân olarak çok kat’î âyâtıyla bütün semâvî kitaplar ve fermanlar haber verip müjde ediyorlar. Madem hakikat budur. Ve madem helâl dairesi keyfe kâfidir. Ve madem haram dairesindeki bir saat lezzet, bazan bir sene ve on sene hapis cezasını çektirir. Elbette, gençlik nimetine bir şükür olarak, o tatlı nimeti iffette, istikamette sarf etmek lâzım ve elzemdir.

5 Tem, 2018

Avrupa Konseyi Ortak Dil Kriterleri (A1-A2-B1-B2-C1-C2)

AVRUPA KONSEYİ ORTAK DİL KRİTERLERİ  (A1-A2-B1-B2-C1-C2) NEDİR

Aşağıda Avrupa Konseyi Ortak Kriterleri’ nden alınan genel açıklamalar bulunmaktadır. Öğrencinin yabancı dil öğrenme sürecindeki başarısı, A1-C2 başarı düzeylerinde belirtilen temel, bağımsız ve yetkin dil kullanımı tanımları ile açıklanmaktadır.

C2
Okuduğu ya da duyduğu her şeyi zorlanmadan anlayabilir. Yazılı ve sözlü
kaynaklara dayanan bilgileri özetleyebilir ve bu sırada nedenleri ve açıklamaları
anlamlı bir şekilde tekrar ifade edebilir. Kendini doğal, akıcı ve tam olarak ifade
edebilir ve karmaşık konularda ince anlam farklılıklarına dikkat çekebilir.

C1
Çeşitli zor, uzun metinleri anlayabilir ve açık olmayan anlamları da kavrayabilir.
Kendini, sık sık kelime aramak zorunda kalmadan, doğal ve akıcı bir şekilde ifade
edebilir. Dili, toplumsal, meslekî ya da öğrenim hayatında etkili ve yerinde
kullanabilir. Kendini, karmaşık konularda açık, uygun ve ayrıntılı bir şekilde ifade
edebilir ve bu sırada çeşitli araçları, metnin bütünlüğüne uygun bir şekilde
kullanabilir.

B2
Somut ve soyut konulara yönelik karmaşık metinlerin temel içeriğini anlayabilir;
kendi uzmanlık alanında yapılan tartışmaları da anlayabilir. Anadilini konuşanlar
ile her iki taraf için de fazla çaba gerektirmeden doğal ve akıcı bir şekilde
anlaşabilir Geniş kapsamlı bir konuya ilişkin görüşlerini açık ve ayrıntılı bir şekilde
ifade edebilir, güncel bir soruyla ilgili görüş bildirebilir ve çeşitli olasılıkların olumlu
ve olumsuz yönlerini gösterebilir.

B1
Temel bilgileri, yalın ölçünlü dil (Standardsprache) kullanıldığında ve aile, okul,
boş zamanlar gibi bilinen konular söz konusu olduğunda anlayabilir. Yapılan
seyahatlerde dil alanında karşılaşılan durumlarla başa çıkabilir. Bilinen konular ve
kişisel ilgi alanları hakkında kendisini, yalın ve bütünlüğü sağlayacak şekilde ifade
edebilir. Deneyimleri ve olaylarla ilgili bilgi verebilir, hayallerini, ümitlerini ve
hedeflerini tarif edebilir, plan ve görüşlerle ilgili kısa gerekçeler gösterebilir ya da
açıklamalar getirebilir.

A2
Konunun anlamıyla doğrudan doğruya bağlantılı cümleleri ve sık kullanılan ifade
biçimlerini anlayabilir (kişi ve aile ile ilgili bilgi, alışveriş, iş, yakın çevre gibi). Basit
ve rutin durumlarda iletişim kurabilir. Yani bilinen ve sık karşılaşılan konularda,
basit ve dolaysız anlatım ve bilgileri kullanabilir. Temel gereksinimlerine bağlı
olarak kendini, öğrenim durumunu, içinde bulunduğu çevreyi ve nesneleri basit
araçlarla tarif edebilir.

A1
Somut gereksinimlerin karşılanmasını amaçlayan, bilinen ve olağan ifadeleri ve
çok basit cümleleri anlayabilir ve kullanabilir. Kendini ve başkalarını tanıtabilir ve
diğer insanlara sorular sorabilir (örn. nerede oturduklarını, ne tür insanlar
tanıdıklarını ya da ne gibi şeylere sahip olduklarını) ve bu tarzdaki sorulara cevap
verebilir. İletişimde bulunduğu kişi yavaş, anlaşılır konuştuğunda ve yardım
etmeye hazır olduğunda kolaylıkla iletişim kurabilir.

5 Tem, 2018

Bildung von Nomen – Almanca’da İsim Türetme

Almanca isimler ve isimlerin yapılışı ayrıca isim türetme kuralları

Bildung von Nomen: (İsimlerin Yapılışı)

1. Sıfatların sonuna -e eki getirilerek isim türetilir, Artikel her zaman “die” olur. a,o,u harfleri Umlaut alır.

fern: uzak die Ferne: uzaklık
weit: uzak die Weite: uzaklık
rot: kırmızı die Röte: kırmızılık
grün: yeşil die Grüne: yeşillik
kurz: kısa die Kürze: kısalık

2. -heit, -keit, -igkeit ekleriyle isim türetilir,Artikel hep “die” olur.

der Mensch: insan die Menschheit: insanlık
das Kind: çocuk die Kindheit: çocukluk
dumm: aptal die Dummheit: aptallık
klug: zeki die Klugheit: akıllılık,zeka
höflich: nazik die Höflichkeit: nezaket
wirklich: doğru die Wirklichkeit: doğruluk,gerçek

3. -er ve -in ekiyle sona eren isimler genellikle fiillerden türetilir.
-er eki alan isim hep “der”,-in eki alan ise hep “die” Artikeli alır.

arbeiten: çalışmak der Arbeiter: işçi
die Arbeiterin: işçi (bayan)
lehren: öğretmek der Lehrer: öğretmen
die Lehrerin: öğretmen (bayan)
schneiden: kesmek der Schneider: terzi
die Schneiderin: terzi (bayan)
hören: dinlemek der Hörer: dinleyici
die Hörerin: dinleyici (bayan)

4. -ling ekiyle yapılan isimler hep “der” Artikeli alırlar.

früh: erken der Frühling: ilkbahar
lieb: sevimli der Liebling: sevgili
jung: genç der Jüngling: delikanlı
zwei: iki der Zwilling: ikiz
neu: yeni der Neuling: acemi

5. Şehir adlarının sonuna -er ve -in ekleri getirilerek isim türetilir.Şehir adı sesli ile bitiyorsa, araya -n kaynaştırma harfi olarak gelir. -er ile bitenler “der” Artikeli, -in ile bitenler”die” Artikeli alırlar.

Ankara der Ankaraner: Ankaralı
die Ankaranerin: Ankaralı (bayan)

Trabzon der Trabzoner: Trabzonlu
die Trabzonerin:Trabzonlu (bayan)

Berlin der Berliner: Berlinli
die Berlinerin: Berlinli (bayan)

6. -ung ekiyle fiilden isim türetilir,Artikel hep “die” olur.

prüfen: sınav yapmak die Prüfung: sınav
bestellen: ısmarlamak die Bestellung: sipariş
üben: alıştırma yapmak die Übung: alıştırma
beschreiben: tasvir etmek die Beschreibung: betimleme,tasvir

7. -ei ekiyle biten isimler hep “die” Artikeli alırlar.

waschen: yıkamak die Waescherei: çamaşırhane
das Buch: kitap die Bücherei: kitaplık,kütüphane
backen: pişirmek die Baeckerei: fırın
streiten: kavga etmek die Streiterei: karışıklık, kavga

8. -schaft ekiyle biten isimler hep ” die ” Artikeli alır.

der Freund: arkadaş die Freundschaft: arkadaşlık
eigen: kendi,öz die Eigenschaft: özellik

9. -tum ekiyle yapılan isimler “das” Artkeli alırlar.

reich: zengin das Reichtum: zenginlik
der Held: kahraman das Heldentum: kahramanlık
sich irren: yanılmak das Irrtum: yanılgı

10. -chen ve -lein son ekleriyle küçültme yapılır ve Artikel hep “das” olur. Acıma,sevgi ve şefkat anlatılır.
(Kalın sesliler Umlaut alırlar.)

das Bett. yatak das Bettchen: küçük yatak
die Mutter: anne das Mütterchen: annecik
das Kind: çocuk das Kindchen: çocukcağız
der Bruder: erkek kardeş das Brüderchen: kardeşçik